kıroleterya diktatoryası

Abazan egemen sürü hayatı

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


Blogcu Yardım

kapitalizm

Kıroleterler uygarlık ve kapitalizmi birbirine karıştırır. Sosyalist devletlerin çökmesinin ardından kapitalizmin hızla dünyaya yayılmasına karşın kıroleterlerin okumuş yazmışları "ideolojiler öldü" demektedir. Bunun nedeni kapitalizmi ideoloji olarak değil, doğalarına uygun bir uygarlık olarak görmeleridir.

Kıroleterlerin kapitalizmi özlerinden çok sevmelerinin nedeni, kendi dillerinde ona verdikleri addan kolayca anlaşılabilir: "ANAMALCILIK"

Kıroleterler devlete baba, toprağa (ülkeye) ana derler. Devletin ülkeye neden bu kadar baskı yaptığı aile içi ilişkilerine bir bakışta açık seçik görülür...

Kıroleterler için ana kutsaldır, analarına dil uzatanı öldürür, öte yandan kadınlara "anam benim" diyerek sarkıntılık ederler. Bu saldırgan cinsellik mantrasının tamı tamamı, "Anam benim, yerim seni"dir. Bu mantrayı "yavrum benim, yerim seni" diyerek geleceğe de yöneltirler.

Kıroleterlerin dilinde "mal" pek çok anlama gelir. İlk anlamı ekonomik değeri olan, paraya çevrilebilir maddedir. Bununla birlikte, erkek cinsel organına, kadına ve üstünde mülkiyet iddia ettikleri hayvanlara da mal derler. Bir kurda ya tilkiye mal demezler, koyuna ve sığıra mal derler. Ayırıcı nitelik mülkiyettir.

Kadınlara ve kadının cinsel organına mal denmesi için üstünde mülkiyet hakkı olması gerekmemektedir. Daha ayrıntılı ifade etmek isterlerse "orta malı" derler. Orta malı kamu malından farkldır. Evli olmayan kadınlara orta malı diyebilen kıroleterler, evli kadınlar için mal demeseler de, kadınlar için genel olarak mal derler. Mal ile orta malı arasındaki fark mülkiyet hakkıyla değil, taciz ve tecavüz haklarıyla açıklanabilir. Her ne kadar mal üstünde gayrimenkule yönelik bireysel mülkiyet, orta malı üstünde ise menkule dayalı zilyetlik kavramlarına başvuranlar olsa da, iki kavram arasındaki asıl fark, bu mal üstünde evli erkeğin sözleşmeye dayalı taciz ve tecavüz hakkı bulunması, orta malı üstünde ise her erkeğin geçici taciz ve tecavüz hakkı olmasıdır.

Bunlar mal sözcüğünün yan anlamları ve açılımlarıdır. Erkek cinsel organına mal diyen kıroleterler, cinsel organlarının doğal uzantısı olarak gördükleri nesnelere de mal derler. Bununla birlikte, mal sözcüğünün çok yaygın bir anlamı da, ahmak, alık, salak, hödük, hırt, ve benzeridir.

"Anam benim, yerim seni", "yavrum benim, yerim seni" mantralarından anlaşılacağı üzere, kıroleterler için cinsellik ve yamyamlık özdeştir. Aile deyince akıllarına kanbağı, evlilik deyince cinsel ilişki gelir.

Para harcamak yerine para yemek, rüşvet almak yerine rüşvet yemek derler. Rüşvetin, zimmetin, her türlü haksız kazancın önüne geçilememesinin nedeni budur. Bunu en doğal ve yaşamak için zorunlu gereksinim olarak kabul etmişlerdir.

Yamyamlığı bir devlet geleneği olarak sürdüren kıroleterler, vahşeti doğa, kapitalizmi de uygarlık olarak gördüklerinden, komünizme karşı şiddetle mücadele etmişler, kapitalist şeriatın mücahidi kesilmişlerdir.


Tarih: 15:04, 15/12/2008 Kategori: surubilim
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

aforoz

Kıroleterler din ile geleneği birbirine karıştırır, geleneklerini dinleri sanırlar. Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz diyen kıroleterler, Hıristiyan topraklarına yerleştikleri için onların geleneklerini benimsemişlerdir. Bu geleneklerin başında aforoz gelir.

Yalnızca çıkarları için yaşayan kıroleterler, vicdanlarının sesini dile getirenleri ve kabilenin yüksek hayrını isteyenleri hain ilan ederek kabileden kovarlar. Kıroleterler için en büyük suç çıkarsız davranmaktır, bunu kabileye hakaret olarak algılarlar.

İktidarı karakter, kurnazlığı zeka, aşağılamayı vicdan, aşağılık kompleksini onur sanan kıroleterler, bunların gerçeğini birinde görürlerse hemen bu tuhaf yaratığı korkutarak kendilerine benzemeye zorlarlar. Haysiyetli kişi buna direnirse, varoluş ile çıkarı özdeşleştirmiş kıroleterler, çıkar gözetmeksizin yaşamayı hayal bile edemediklerinden, göz göre göre canını tehlikeye atan bu kişinin aptal değil, kendilerinden daha kurnaz olduğunu, başka bir kabileden daha çok çıkarı olduğuna inanırlar. Bu yüzden ona ajan derler.

Haine duydukları öfkenin nedeni, onun başka bir kabileden daha büyük çıkar sağlamış olmasına duydukları kıskançlıktır, kabileden kovma nedenleri de bunu kendileriyle paylaşmamasıdır.

Kıroleterlerin haysiyetli kişilere ajan demelerinin nedeni değersizlik inançlarına sofuca bağlı olmalarıdır. Onun mutlaka bir çıkarı, başka bir çıkarı, daha fazla bir çıkarı olduğuna inanmaları, aslında sarsılan inançlarına sımsıkı tutunmalarıdır. Tehlikede olan kabile ya da kabilenin çıkarları değil, değersizlik inançlarından kaynaklanan türlü yalanlarıdır.

Tarih: 13:08, 15/12/2008 Kategori: surubilim
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

din ve laiklik

Nasıl ki laiklik ilkesi gereğince din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıştır, kıroleterler de din ve inancı birbirinden ayırmışlardır. Ortak ve değişmez inançları, değersiz olduklarıdır. Bu inancı şiddetle korurlar.

Korkularının nedeni de bu değersizlik inancıdır. Değersiz oldukları için yok edilebileceklerini, saldırıya uğrayabileceklerini düşünürler, bu nedenle her an korku içinde ve tetiktedirler.

Korkularını yatıştırabilmek için güç peşindedirler. Bu gücü göstermek, bunu güç olarak kabul ettirmek zorunda hissederler. Bunun ispatı, karşısındakinin korkması ya da saygı göstermesidir. Bu durumda ondan zarar gelmeyeceğini düşünerek geçici olarak rahatlarlar. Ne ki, bu sonu gelmez çaba, değişmez değersizlik inancının yeniden üretimi, sürekli beslenmesidir.

İnançlarıyla asla yüzleşmeyen, hiç sorgulamaksızın, şartsız savunan kıroleterler, değerli olduklarını düşündürebilecek, hissettirebilecek her şeyi bir tehdit olarak algılar ve hemen yok etmek için saldırıya geçer.

Din ve inancı birbirinden ayırmış olan kıroleterler korkuya taparlar. Dini, değersizlik inancının koruyucusu olarak kullanırlar.

Laiklik ilkesiyle birlikte din ve devlet işlerinin ayrışması, o güne dek şeriatla yönetilen kıroleterlerin korkularını yarmış, hangisinden daha çok korkacaklarını şaşırmışlardır. Kendilerini kıstıran kıskacın iki ucunun kuramsal olarak ayrılması sonucunda her kıroleter kıskacın bir ucuna tutunmuş, ötekine saldırmaya başlamıştır.

Tarih: 18:35, 9/12/2008 Kategori: surubilim
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

yemek kültürü

Geleneği kutsal, kutsalı da korku olarak kabul eden kıroleterlerin geleneksel yemeği "döner"dir.

Kalın bir şişe katman katman geçirilen etler sıkıştırılarak bir bütün haline getirilir, sonra ateşin karşısına konur. Kızaran et baştan aşağı incecik kesilip alınır ve birazcık çevrilir. Et yığını böyle böyle kendi ekseninde gıdım gıdım çevrilerek, kızaran et ince dilimler halinde kesilerek, kalın şişe varasıya ateşte pişirilir...

Kıroleterlerin bilinci de parçalardan oluşan katman yığınıdır. Bu parçaların tümü korkuya geçirilir ve gerçeğin karşısına konur. Gerçek karşısında yalanlarından utandıkça kızaran yüzünü soyan kıroleter kendini biraz çevririr, yüz kızardıkça soyulup atılır, sahte yüzleri dilim dilim dökülen kıroleterden geriye en sonunda korku kalır.

Tarih: 18:18, 9/12/2008 Kategori: surubilim
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

angarya

Birbirlerine karşı en vahşi, devlete karşı en uysal sürü olan Kıroleterlerin tek ayaklanması, dünya tarihine en şiddetli, en kanlı ayaklanma olarak geçmiştir. Prezervatife karşı başlayan ayaklanma, medeni kanunda önsevişmenin angarya kapsamına alınmasıyla son bulmuştur.

Tarih: 20:53, 1/12/2008 Kategori: surubilim
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->